|
Yunan mitolojisinde;
incir meyvesine "daha soylu ve daha medeni
bir hayatın başlangıcı" gözüyle bakıldığından
söz edilmektedir. Efsaneye göre tanrıça Demeter,
kendisini konuk severlikle ağırlayan Phytalos'a hemen oracıkta
yarattığı bir incir ağacını armağan etmiştir ve gezgin Pausanias,
kahramanın mezar taşında şunları okumuştur.
Burası, bir zamanlar kahraman Phytalos'un yüce
Demeter'i, konukseverlikle ağırladığı yerdir ve Tanrıça ilkin burada,
İnsanoğlunun kutsal incir dediği meyveyi yaratmıştır. O gün bu
gündür,
Phytalos soyunun asla tükenmeyen onurunu süsler.
Mitolojideki bir
başka efsaneye göre, Atinalıların topraklarının verdiği bu
ürünle gurur duydukları, Kralın
"incirlerin
yetiştiği ülkeyi henüz fethetmediğini ve inciri yerli
halktan vergi olarak almak yerine, hala dışarıdan satın aldığını
hatırlaması için, her öğle yemeğinde öğüne
Attika incirlerinden koydurtması"
ile açıkladığı
belirtilmektedir.
İncir ağacı
hakkında sadece Yunan mitolojisi değil, Roma mitolojisi de
örnekler sunmaktadır. Romanın efsanevi kurucuları Remus ve Romulus'un, "meyveleri yerlere kadar sarkan incir ağacı
altında dişi kurt tarafından emzirildiği"
söylenmektedir.
İncir ağacı, büyük
kültür ve dinlerin tümünde bir sembol olarak
kullanılmıştır. İncirden sıkça söz
eden eski Ahit, incirden esinlenmiş imge ve benzetmelerle doludur.
İncir ağacının gölgesinde oturmak, ya da bunların
meyvelerinden tatmak, dingin, huzur dolu bir varoluşu tatmakla eş
anlamlı gibidir.
Siddharta Guatama'nın Budizm
'in temelini oluşturan ilhamı, incir ağacının altında otururken
aldığı bilinmektedir.
Musevilerin "Fısıh
Bayramı" kutlamalarında geleneksel yiyecek olan incir, İncil'de de
cennetin bahçelerinde bir ağaç olarak zikredilmekte ve
kutsal meyve olması nedeniyle Noel kutlamalarının vazgeçilmez
besini olarak tanımlanmaktadır.
Kuran 'da Hz. Muhammed 'in "eğer
seçme hakkı olsa cennete götüreceği ağacın incir ağacı olacağı"
belirtilmekte,
Et-Tin: 1-4 Sure 'sinde;
"Andolsun, incire, zeytine, Sina Dağına ve şu emin şehre
ki, biz hakikaten, İnsanı en güzel bir biçimde
yarattık" denmektedir.
Allah'ın insanlara lütfu
olan bu kutsal ağacın meyveleri, insan sağlığına yararları
açısından da mucizevidir. "İncirin, hurmanın ve zeytinin bittiği yerde
bit" sözü ile "sen de
bu topraklarda ol, bu topraklarda büyük avantajlar
vardır" mesajı verilmekte, kuru incirin ülkemizde
yetişmesi avantajından beslenme ve sağlık açısından
yararlanması tavsiye edilmektedir.
İncirin anavatanı Türkiye
olup, buradan Suriye, Filistin ve daha sonra da Ortadoğu
üzerinden Çin ve Hindistan'a yayılmıştır. İncirin
özel döllenme ve kendine özgü kurutma şartlarına
haiz bir meyve olması yetiştiği bölgeleri sınırlı
kılmaktadır.
Bununla ilgili olarak Cevat
Sami Hüsnü, Nevsal-i İktisadiye (1323) adlı eserinde, "Amerikalıların
Kaliforniya'da, Ege inciri yetiştirme çabasına girdiklerini,
ancak önce kuşlarla mücadele etmek zorunda kaldıklarını,
daha sonra kurutma sistemi konusunda sorun yaşadıklarını, incir
yetiştiriciliği ile ilgili ilk denemenin başarısızlıkla
sonuçlandığını" anlatmaktadır. Ancak 4 Temmuz 1901 tarihli
Ahenk gazetesinde yazılanlara göre, Amerikalılar Türkiye
'ye ikinci kez ziraat uzmanı göndermişler, bu
girişimlerinde başarıya ulaşarak Kaliforniya'da incirciliğin
gelişmesini sağlamışlardır.
|